
40'ya girmek, hayatın ilk yarısını arkada bırakıp ikinci yarısına adım atmanın, derin bir içsel yansıma gerektiren bir zamandır. “Ne olmak istiyorum?” sorusunu bir kenara bırakıp, “Aslında neyi değerli buluyorum?” sorusunu sormaya başlarsınız. Hayatın gürültüsünü filtreleyerek gerçekten önemli olanları önceliklendirirsiniz; en değerli olanlara odaklanmak, her şeye koşmakten çok daha anlamlı gelir. Elbette bu içsel yansıma sırasında aynaya bakıp kendinize “Vay canına, hâlâ 28 yaşındayım… Sadece tıraş olmam gerekiyor.” diyorsunuz. En güzel tarafı ise artık “Bir gün yaparım” demek yerine, “Bu ay hallederim” demeye başlamış olmanız… Çünkü artık zamanın değerini çok iyi biliyorsunuz. Kendime doğum gününüz kutlu olsun. 😀
