Ekonomist James E. Thorne, enflasyona karşı Federal Rezerv'in sıkı para politikasını eleştirdi ve faiz artışlarının mevcut fiyat baskısının kök nedenlerini gidermek için yetersiz kalabileceğini savundu. Thorne'e göre, Fed Başkanı Kevin Warsh ve Wall Street çevreleri, arz temelli enflasyonu, aşırı talepten kaynaklanan klasik bir aşırı ısınma sorunu olarak görüyor.
Thorne, yüksek enflasyonun yalnızca güçlü tüketici talebinden kaynaklanmadığını belirtti; enerji maliyetleri, konut yetersizliği, üretim kesintileri ve diğer tedarik kısıtlamaları da önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle, daha fazla faiz artışı yerine enflasyonu azaltmak yerine ekonominin üretken kapasitesini zayıflatabileceğini savundu.
İstihdam Verileri, “Aşırı Isınma” Tezini Desteklemiyor
Thorne, özellikle üç aylık tam zamanlı istihdam verilerindeki düşüşe dikkat çekti. Ekonomist, bu düşüşün sadece bir aylık istatistiksel bir sapma değil, ekominin yaşadığı yapısal dönüşümün bir işareti olabileceğini belirtti ve düşüşün önemli bir kısmının kamu sektörü istihdamından kaynaklanmasının durumun önemini azaltmadığını ekledi.
Thorne'e göre, bu görüş ekonominin aşırı ısındığını değil, işgücü piyasasının değişen mali politikalar, endüstriyel yapı ve kurumsal koşullara uyum sağladığını göstermektedir.
Thorne, konut sektörünün benzer bir mesaj gönderdiğini savundu ve faiz oranlarına en duyarlı sektörlerden biri olan konut piyasasının enflasyon yaratmak yerine sıkı para politikasının baskısını doğrudan hissettiğini belirtti.
Thorne, ABD ekonomisindeki son büyümenin yaygın, krediyle beslenen bir aşırı ısınma değil, Trump yönetiminin arz taraflı ekonomi politikalarının ilk sonuçları ve uzun vadeli bir yatırım döngüsü tarafından açıklanabileceğini savundu.
Thorne, özellikle yapay zeka, veri merkezi ve hesaplama kapasitesi, elektrik üretimi ve altyapıya yapılan yatırımların artışı üzerinde durarak, bu yatırımların ekonominin üretim kapasitesini ve verimliliğini artırma potansiyeline sahip olduğunu belirtti.
Ekonomistlere göre, bu dönemde Fed'in faiz oranlarını daha da artırması, enflasyonu kontrol etmek yerine, verimli yatırımları finanse etmeyi zorlaştırarak tedarik kapasitesinin gelecekteki genişlemesini engelleyebilir.
Gümrük Vergileri, Sürekli Enflasyonla Aynı Şey Değildir
Thorne, klasik ekonomi teorisine göre, gerçek arz şoklarının fiyatlar ve üretim ayarlandıkça zamanla etkisini kaybedeceğini de ekledi.
Thorne, petrol fiyatlarındaki şokun mutlaka kalıcı olarak yüksek faiz oranlarını gerektirmeyeceğini ve gümrük tarifelerinin de fiyat seviyesinde bir kezlik bir artış yaratabileceğini, ancak bunun kendini tekrarlayan, sürekli enflasyon süreciyle aynı olmadığını belirtti.
Thorne, ekonominin dengeleyici bir faktörü olarak kabul edilen nötr gerçek faiz oranının, yani “r*” seviyesinin, kısa bir sürede yaklaşık 100 baz puan arttığına dair güçlü bir kanıt olmadığını da savundu.
Thorne'e göre, Fed için temel soru, tam zamanlı istihdamın azalırken ve konut sektörünün baskı altında kaldığı durumda para politikasının daha da sıkıştırılmasının uygun olup olmadığıdır.
Ekonomist, mevcut koşullar altında, yeni faiz artışlarının “dikkatli enflasyon kontrolü”nden ziyade, arz kısıtlamaları ve yapısal dönüşüm sürecinde olan bir ekonominin aşırı ısındığına dair yanlış bir değerlendirme sonucu talebin bilinçli bir şekilde bastırılması olabileceğini söyledi.
*Bu bir yatırım tavsiyesi değildir.
Devamını Okuyun: Ünlü Ekonomist, Fed’in Son Politikalarını Sertçe Eleştiriyor: “Yanlış Yoldalar”

