Bugün ilginç bir haber gördüm! Okuduktan sonra düşündüm: Gelecekte AI yayınları, yeni ilaçların piyasaya sürülmesinden daha sıkı olacak mı?
Eski zamanlarda:
OpenAI: Arkadaşlar, yeni model geldi!
Şimdi ise:
OpenAI: Öğretmen bey, yayınlayabilir miyim?
Beyaz Saray: Biraz bekleyin, tekrar test edin.
En tuhaf olanı, hükümetin birer birer müşterileri onaylaması. Bu tarz bir senaryo, bir teknoloji şirketinin ürün yayınlamasından çok, bir öğretmenin sınav kağıtlarını vermesine benziyor: İlk sıradaki akıllı öğrenciler önce, geri kalan öğrenciler hâlâ bekliyor.
Ancak dikkatle düşününce, bunu anlayabiliyorum.
Şu anki büyük modeller sadece sohbet edebilmekle kalmıyor, aynı zamanda kod yazabiliyor, güvenlik açıkları bulabiliyor, görevleri otomatikleştirebiliyor. Eğer biri bunu kötüye kullanırsa, bir kişi bir AI ile bir hacker ekibinden daha verimli olabilir.
Bu yüzden hükümetin endişelenmesi tamamen anlamsız değil.
Ancak ben de biraz endişeliyim.
Eğer gelecekte en güçlü AI’lar yalnızca az sayıda kurum ve şirkette önceden kullanılabilecekse, AI bir “stratejik kaynak” haline gelmeyecek mi?
Ortak kullanıcılar yalnızca “açık sürümü” görebilecek, gerçek anlamda güçlü sürümler ise küçük bir dairede saklı kalacak. O zaman insanlar arasındaki fark, AI’ya sahip olup olmamak değil — AI’nızın VIP kutusuna girmeye hak kazanıp kazanmadığı olacak.
Daha da ilginç olanı, herkes AI’nın insanlığı yönetip yönetmeyeceğini tartışırken, AI’yı ilk yöneten şeyin aslında onay süreçleri olduğu görülüyor.
Gelecekte GPT’nin yeni sürümünü yayınlamak için OpenAI’nin resmi duyurusunu beklemek yerine, önce hükümetin tutumuna bakmak gerekebilir.
Teknoloji gelişimi giderek hızlanıyor, düzenlemeler ise giderek sıkılaşıyor.
Umarım sonunda böyle bir durum ortaya çıkmaz:
AI kod yazabiliyor, resim çizebiliyor, araştırma yapabiliyor, makaleleri düzeltebiliyor, piyasaları analiz edebiliyor…
Tek yapamadığı şey: Kendi kendine “Yayın Başvuru Formu”nu doldurmak.