Yabancı medya, İran çatışmasından kaynaklanan enerji karışıklıklarının sona ermeyeceğini belirtiyor. Brent ve WTI ham petrol fiyatları Nisan'daki zirvelerden düşmesine rağmen, küresel ham petrol stokları yaklaşık sekiz yıllık en düşük seviyelere yaklaşmakta ve Orta Doğu ham petrolü ve doğalgazı üzerine bağımlı olan Asya, daha doğrudan bir giriş baskılarıyla karşı karşıya kalıyor.
Stok yedekleri incelemektedir
Goldman Sachs, Mayıs sonuna kadar küresel ham petrol stoklarının yalnızca 98 günlük talebe denk düştüğünü tahmin ediyor. JPMorgan ise stok miktarının hâlâ yüksek olduğunu, ancak hızlıca kullanılabilir kısmın sınırlı olduğunu belirtiyor.
Tahminlere göre, küresel stokların yaklaşık 8,4 milyar varilinin, sistem yükü tetiklenmeden gerçek olarak kullanılabilir kısmı yaklaşık 800 milyon varildir. Nisan ayının sonuna kadar, ülkeler çatışma etkilerini hafifletmek amacıyla yaklaşık 280 milyon varil rezerv serbest bırakmıştır.
Bu, pazarın görünürde hala stoklara sahip olduğunu, ancak hemen akış sisteme dahil olabilecek yağ miktarının sınırlı olduğunu anlamına gelir. Kalan stoklar, boru doldurma, tank en düşük çalışma seviyesi gibi koşullara bağlı olup, kısa sürede etkin arz haline dönüştürülemez.
Petrol fiyatlarındaki düşüş, risklerin hafiflediğini mutlaka göstermez.
Makale, mevcut piyasa tepkisinin gerçek tedarik açığıyla tamamen uyumlu olmadığını belirtiyor. Brent petrol şu anda 126 dolarlık Nisan'daki seviyesinin altında, her bir varilde yaklaşık 100 dolar civarında seyrediyor; WTI petrol de 113 dolarlık Nisan başı yüksek seviyesinin altında yaklaşık 100 dolar seviyesine geriledi.
Bazı analistler, bu performansın futures piyasalarının hâlâ çatışma hafiflemesi üzerine bahis yaptığını gösterdiğini düşünüyor. Wood Mackenzie, Orta Doğu petrolünün Mayıs sonunda tekrar akışa geçebileceğini düşünerek uzun vadeli fiyatları düşürdüğünü belirtiyor. Makale, mevcut piyasanın "spot güçlü, futures zayıf" ters yapıda olduğunu ve trader'ların uzun vadeli dengesizlikten ziyade kısa vadeli gerginliği daha çok önemsediğini ifade ediyor.
Ancak, Hormuz Boğazı'nın Haziran sonuna kadar kapanmaya devam etmesi durumunda, bazı uzmanlar fiyatların barrel başına 150 doları aşabileceğini tahmin ediyor. Haberde, savaş öncesi günlük yaklaşık 20 milyon varil ham petrolün bu boğazdan taşındığı ve eğer kesinti 70 güne yakın sürerse, birikmiş eksikliğin 1 milyar varili aşacağı ifade ediliyor.
Asya, enflasyon ve döviz kuru çift baskısıyla karşı karşıya.
Makale, Asya'nın bu şokun en hassas bölgelerinden biri olduğunu belirtiyor. Malezya ve Endonezya dışındaki çoğu Asya ekonomisi, ham petrol ithalatçısıdır ve aynı zamanda sanayi ve elektrik talebi yüksektir, Orta Doğu enerjisine daha fazla bağımlıdır.
Tedarik kesintileri uzamaya devam ederse, daha zayıf ekonomiler büyümenin yavaşlaması veya hatta durgunluk baskısı altında ilk etkilenir. Enerji fiyatlarındaki artış, gıda ve ulaşım maliyetlerini de artırarak bireysel harcamaları ve bütçe alanını daha da daraltır.
Haberlere göre, bazı Asya ülkeleri enerji kullanımını azaltmaya başlamıştır. Filipinler, çatışma sonrasında haftada dört günlük çalışma sistemine geçmiştir; Tayland hükümeti, klima kullanımını azaltmayı ve giyim tarzını ayarlamayı önermiştir; Hindistan Başbakanı Modi, 10 Mayıs'ta vatandaşlara yurt dışına seyahatleri azaltmalarını ve daha fazla evde çalışma yapmalarını çağrısında bulunmuştur.
İkinci dalga, tahıl ve para birimlerine yayılabilir.
Makale, daha büyük riskin sadece petrol fiyatlarında değil, ardından ortaya çıkan zincirleme tepkilerde olduğunu savunuyor. Yüksek petrol fiyatları, dizel ve gübre maliyetlerini artırır, bu da tarım ülkelerinin ekimleri azaltmasına ve böylece gıda tedarikini etkilemesine neden olabilir.
Aynı zamanda, Güneydoğu Asya'nın bazı öncü pazarlarında döviz rezervleri üzerindeki baskı yaşanabilir. İthal edilen enerji harcamaları artmaya devam ederse, yatırımcıların ekonomik perspektife yönelik beklentileri zayıflayabilir ve sermaye kaçış baskısı artabilir. Haberde, İran çatışması sırasında Hint rupisi, Endonezya rupisi ve Filipin peso'nun rekor düşük seviyelere düştüğü belirtilmiştir.
Makale, piyasaların şu anda çatışmanın sona ermesi ve talebin düşmesi yönünde tahminlerde bulunduğunu belirtiyor; ancak arz beklentilerden daha yavaş geri dönerse, Asya'nın karşı karşıya kalacağı sadece daha yüksek petrol fiyatları değil, aynı zamanda daha zayıf döviz kurları, daha yüksek enflasyon ve daha büyük resesyon riski olacak.

